Görüşler-Sevda Baysal

> Görüşler > Sevda Baysal

Sevgili Sevda, kısaca yaşam öykünü ve CIP maceranı bizlerle paylaşır mısın?
Doktor bir anne, tüccar bir babanın biricik kızı olarak geldim dünyaya. 18 yaşına kadar Bursa’da yaşadım, Sabancı Üniversitesi’ni kazanınca İstanbul’ataşındım. CIP ile tanışmam hazırlık sınıfında Yaşlı Projesi ile birlikte oldu. Gönüllüğü hayatıma sokan, geri kalan bütün yaşam öykümü şekillendiren aslında CIP oldu. O yüzden bendeki yeri çok özel. Birinci sınıftayken, süpervizör seçildim, sonrasındaki 5 sene boyunca Toplumsal Cinsiyet Projeleri öncelikli olmak üzere pek çok farklı CIP projesinde görevler aldım. Açlık Şöleninden, CIP Kermeslerine, 8 Mart yürüyüşlerinden, konferanslara, Kendini Keşfet Projelerine, geri dönüp baktığımda bugünkü beni şekillendiren en kıymetli deneyimler olarak görüyorum CIP’yi. Bir yol ayrımı var paylaşmak istediğim, belki benzer ayrımlara düşen arkadaşlarım vardır diye. Lisanstan mezun olurken CIP aracılığıyla Kanada’daki bir kadın örgütünde staj pozisyonu için bağ kurmuştuk. Ancak hiçbir masrafımı karşılayamayacakları bir pozisyon olduğundan kalbim çok istese de gidemeyeceğimi belirtmiştim. Finans yüksek lisansı başvurum burslu kabul olduktan çok kısa süre sonra, mezuniyet günü mezuniyetimdeki dereceden ötürü yüklü bir miktarda paramın olacağını öğrendim. Tüm bilgiler elime farklı zamanlamayla geçseydi, CIP aracılığıyla sivil toplum kariyerine daha önceden başlayabilirdim. İyi ki de öyle olmadı belki de, ama yol ayrımları bu kadar basit bazen, bunu görüyorum dönüp bakınca. Finans yüksek lisansı ve finans kariyeriyle devam ettim yolculuğa, ta ki CIP’nin içimde başlattığı gönüllülük duygusu yeniden alevleninceye kadar.

Mezuniyetinden bugüne nasıl bir yolculuk yaşadın?
Yönetim danışmanlığını part-time deneyimledikten sonra, kendimi finans sektörünün göbeğinde bir bankanın Hazine Bölümünde çalışırken buldum. Aslında toplumun, sistemin benden talep ettiği gibi başarılı bir öğrenci olduktan sonra, iyi bir iş fırsatını da kabul ederek finansal olarak bağımsız olabileceğim, statü olarak beğenilen ‘beyaz yakalı’ yola girmiş oldum. Finans sektörünün göbeğinde olmak, yaşadığım hayat biçimi, sonu sınırı olmayan tüketim alışkanlıkları, şehir/gökdelen hayatı bunların hepsi geceleri uykularımı kaçırmaya başladığında CIP ile içime atılan tohumlar, neyin adil, neyin adil olmadığıyla ilgili sorgulamalara sürükledi beni. CIP eşitsizliklerin değiştirilebilir olduğuna inandırmıştı beni, en başta kendimizi keşfederek. Ben de kendimden başlamak istedim. Madem tüketim sisteminin eşitsizlik yarattığına inanıyordum, önce kendimi çıkarmalıydım oyundan; işten ayrılıp, evimi kapatıp, şehirden göçerek, bir sırt çantasıyla yola çıkarak. Birçok ülkeye gittim, birçok projede gönüllülük yaptım, ama bunlardan önemlisi bir içsel yolculuğa çıktım. Neden buradayım, benim hayatımın anlamı ne gibi büyük soruların peşine düştüm. O günden bugüne daha çok ürettiğim, daha az tükettiğim, daha az nefret, daha çok sevgiyle hareket ettiğim bir yolculuktayım. Ben değiştikçe dünyam değişti, her gittiğim proje bana başka şeyler öğretti. Çocuklar, engelliler, ekoloji, genç kızlar üzerine çok sayıda projede rol alma fırsatım oldu. Yola çıkalı 4 sene geçti. Dünya’ya kızmaktan vazgeçtim, Dünya’yı değiştireceğimize inanmaktayım, bunun için çalışırken ömrünü geçirmeyi hayal etmekteyim. Hala evim yok, sırt çantam var, yerim yurdum inandığım proje neredeyse orada. Her anımı yeni bir macera olarak yaşıyorum. Kısaca yolculuk beni yaşam aşığı yaptı diyebilirim.

Kızlar Atakta Projesi senin için ne ifade ediyor?
Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği kendimi bildim bileli benim için içsel bir mesele oldu diyebilirim. Kadın Hakları alanında CIP ile yaptığım çalışmalar hem akademik bilgi birikimi hem de saha deneyimi kattı bana. Yola çıkışımın ilk durağı olan Kızlar Atakta Projesi ise hem spor geçmişim, hem kadın çalışmaları geçmişim dolayısıyla çok önemli bir öğrenme fırsatı oldu. Spor, kadın çalışmaları, yönetim bilimleri vb. farklı sebeplerle edindiğim tüm beceri ve bilgileri iyi bir sebep için kullanma fırsatı verdi bana. Açık hava deneyimi aracılığıyla sosyal dışlanmaya maruz kalmış genç kızları güçlendirmeyi hedefleyen bu program, Türkiye’nin dört bir yanından genç kızlarla birlikte yaşamamı, birebir sahada yaşayarak ve aynı sorundan müztarip gönüllü yüzlerce kadınla konuşarak Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği sorununun derinlemesine analizini yapmamı sağladı. Bence proje genç kızlara dair güçlendirme programlarına rol model olma niteliği taşıyan butik ve özel bir çalışma. Benzer çalışmaların çoğalmasına öncülük etme misyonunu gerçekleştirebilirse, geleceğin kadınlarına dair önemli bir sosyal etki yaratabileceğine inanıyorum.

Bugünden sonra neler yapmak, topluma ve de dünyaya katkılarını ne yönde sürdürmek istiyorsun?
Benim için yeni bir dönem başlıyor, hayallerimi kağıda dökmek adına bir süredir inzivadaydım. Bu süreç sonunda aşağı yukarı gitmek istediğim yol şekillendi içimde. Dünyanın her yerinde gözlemlediğim toplumsal cinsiyet eşitsizliğini, ekolojik sorunları, hak ihlallerini, ve bunlar için kendime göre en etkili çözüm yollarını değerlendirdim.

Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliğiyle mücadele eden Değişim Liderleri’ni tespit edecek, içsel ve sistematik olarak destekleyecek İNCİ isminde, bir sivil inisiyatif, yaşam ve öğrenme merkezi kurmayı hayal ediyorum. Birçok kültürde nadir ve değerli olmanın simgesi olan İNCİ, içimizdeki hazinenin potansiyelini gösterecek. Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği ve sürdürülebilir bir gelecek adına söylemleri olan, lider potansiyelindeki, ahlaklı insanların değişim hayallerinin desteklenmesi yoluyla soruna dair yaratılacak sosyal etkinin çarpanlı olacağına inanıyorum.

Bir benzetme yapmak gerekirse, suyun altına gidip en özel istiridyeleri bulup, içlerindeki incilerin çıkması için onlara uygun imkân ve ortamı sunmayı hayal ediyorum. Daha vicdanlı, daha adil, daha eşitlikçi bir düzen için, dönüşümü yaratacak liderler olacak bu İNCİ’ler. Dünyanın birçok yerinde öğrendiğim sürdürülebilir yaşam çözümlerini uygulayabileceğimiz, dezavantajlı kadınlara istihdam sağlayabileceğimiz, en önemlisi birlikte yaşayarak öğreneceğimiz bir eko köy. Bu merkezin finansal sürdürülebilirliğini sağlamak ve istihdam yaratmak adına geleceğin kadınlarına teknolojik ve ekolojik ürünler üreten bir işletme altyapısı olması da hayalin diğer kısmı.

Evsiz, sırt çantalı ve mülkiyetle ilişkiyi sorgulayan bir aktivist
olarak, bunları gerçekleştirmeyle ilgili olan tek güvencem içimde güzel bir amaca dair yanan ateş. Eğer bu hayalin gerçekleşme potansiyeli varsa, bunun tek yolu bu hayale inanacak ve benimle bu yolculuğa çıkacak başka insanlar. Buradan da güzel bir çağrı olsun bunu okuyanlara, eğer söylediklerim sizi heyecanlandırdıysa, daha fazla bilmek istiyorsanız, seve seve hayalimi paylaşmak isterim duymak isteyen herkesle.

Bu hayalin gerçekleşip gerçekleşmemesinden bağımsız olarak, dünyanın her yerinde değişim için çalışan, insana, hayvana, çevreye, yürekten bir sevgiyle yaklaşan, ailem olarak gördüğüm insanları ve projelerini elimden geldiğince desteklemeye devam edeceğim.