Görüşler-Serkan Ural

> Görüşler > Serkan Ural

Sessizliğin Sesini Duymak

Serkan Bey, öncelikle röportaj yapmayı kabul ettiğiniz için CIP ailesi olarak teşekkür ederiz. Kısaca sizi tanıyabilir miyiz?
Merhaba, öncelikle işitme engelliler ve işaret dilimiz hakkında toplumumuzu bilgilendirici böyle bir çalışmanın içinde yer verdiğiniz için işitme engelli camiamız adına ben teşekkür ederim. İstanbul doğumluyum. 10 yılı aşkın süredir işitme engelli camiasına bağlı STK’larda (Federasyon, Spor kulübü, Dernek) genel başkanlıklar dâhil olmak üzere hemen herk ademede çeşitli görevlerde bulundum. Ülkemizde sadece 3 Aralık Dünya Engelliler Günü kutlanıyorken, tüm dünyada her yıl Eylül ayının son cumartesi günü Dünya Sağırlar Günü olarak kutlanmaktaydı, tesadüfen ulaştığım bu bilgiyle 2010 yılında ülkemizde ilk kez kutlanmasını sağladım. Engellilerin istihdamına yönelik birçok mesleki proje hazırlayarak hayata geçirdim. Bunun dışında işitme engellilerin eğitim, istihdam ve işaret dilimiz üzerine AB projeleri çalışmalarımda devam etmekte olup, aktif olarak çeşitli kurumlarda işaret dili eğitimleri vermekteyim.

Ne zamandır işitme engellisiniz?
11 yaşında geçirmiş olduğum menenjit rahatsızlığı sebebiyle işitme yetimi kaybettim, fakat öncesinde konuşma kabiliyetim olduğu için şuan akıcı bir şekilde konuşabilmekteyim.

Ailenizde sizden başka işitme engelli birey var mı?
Evet, aile ve akrabalarım arasında işitme engelli olan birinci dereceden yakınlarım bulunmaktadır.

Peki, çevrenizde işaret dili bilenler var mı? Nasıl anlaşıyorsunuz?
Ailem ve sık sık görüştüğüm işitme engelli dostlarımlasadece işaret diliyle iletişim kurmaktayız. Mimik ve harekete dayalı olması sebebiyle işaret dili bizim için çok keyifli bir iletişim aracı. Örneğin sinirlendiğimizde kaşlarımızı çatarak ve ellerimizi daha hızlı şekilde hareket ettirerek, sevindiğimizde ise heyecanlı bir şekilde yerimizde duramayarak herkese bana bakın bir şeyler anlatacağım dercesine ellerimizi vurarak hızlı bir şekilde konuşarak kendimizi ifade edebiliyoruz.

Günlük hayatta zorlandığınız şeylerden bahsedebilir misiniz biraz?
Hastanelerimizde işaret dili bilen personel olmaması nedeniyle sağlık çalışanları ile iletişim kurmakta ve şikâyetlerimizi bildirmekte oldukça zorlanıyoruz. Devlet dairelerinde; noter, tapu, vergi, SGK gibi işlemlerin yapıldığı kurumlarda işaret dili tercümanı olmadığı için işitme engelliler özel tercüman tutmak zorunda kalıyorlar ve bunun da kendilerine manevi zorluğu kadar maddi bir külfeti oluyor. TV’lerde en azından tüm ana haberlerin işaret diliyle olması gerekiyor. Şu an TRT’de belirli saatlerde ve bir özel kanalın sabah çok erken saatlerdeki programı dışında böyle bir uygulaması yok. Düşünün ki bir işitme engelli TV’de haberler aracılığıyla deprem uyarısı gibi acil bir durum bilgisi verilse nasıl bilgi sahibi olacak? Bence en büyük problemimiz, yaşadığımız sorunları duyurup, gündem yaratmak ve çözüm imkânlarına ulaşmakta yetersiz kalmamızdır. Engelliler ve destekçileri olarak özellikle TV kanallarında ve sosyal medyada engellilere yönelik farkındalık yaratan çalışmaların ağırlık kazanmaya başladığını hep birlikte görüyoruz. Görme engelliler için sesli uyarı, kabartma harf ile uyarı işaretleri ve kaldırım şeritleri gibi birçok çalışma AB’ye entegre bir şekilde son yıllarda çok yol kat etti, yine buna bağlı olarak bedensel engelli vatandaşlarımız için kaldırım düzenlemeleri, toplu ulaşımdan faydalanabilmeleri için çalışmalar daha yaygınlaştırılmakta. İşaret dilimize herkes çok büyük bir ilgi göstermeye başladı, bazı insanlar meraktan, bazıları ise gerçekten işitme engellilere gerektiğinde faydalı olabilmek amacıyla öğrenmek istiyorlar, ama her ne sebeple olursa olsun işaret dilini en doğru şekilde öğretmeye çalışmak ve İngilizce öğrenmek kadar gerekli olduğunu toplumumuza aşılamaya çalışıyoruz.

Şehirde yaşadığınız belli başlı sorunlar neler?
İstanbul gibi büyük bir metropolde yaşam teknolojinin de gelişmesi ile epey kolaylaştı. Fakat hala örneğin minibüslere bindiğimizde konuşma kabiliyetinden yoksun olmamız sebebiyle ineceğimiz yere yaklaştığımızda hele ki eğer arka sıralarda isek ve araç da kalabalıksa şoföre ulaşıp inecek var diyemiyoruz. Bazen yakınımızdaki insanlardan yardım istiyor bazen de biri inene kadar beklemek zorunda kalıyoruz. Taksilerde de gideceğimiz adresi tarif ederken sorun yaşıyoruz fakat akıllı telefonlar bu sorunu büyük ölçüde çözdü. İşitme engelli olduğu halde işaret dilini bilmeyen ve okuma yazma öğrenemeyen, ailesinin maddi sıkıntılarından ötürü okula gidemeyen, hiçbir iletişim olanağı olmayanlar veya çok önemli durumlarda iletişim sağlayabilecek biri olmadığı için çok ciddi sıkıntılar çekenler de aramızda az da olsa mevcuttur. İstiyorum ki her alanda işaret dilini bilen bireyler olsun, en azından işaret dili kursuna katılım sertifikası işe girişlerde İngilizce bilgisi kadar aransın ki şu an bir çok büyük firmada bu yönde çalışmalar yapılmakta ve bunun tüm Türkiye geneline yayılmasını umut ediyoruz.

Okulumuzda iki dönemdir işaret dili kursunun hocalığını yapıyorsunuz. Katılımı nasıl buluyorsunuz?
Okulumuzda şuanda biri proje kapsamında olmak üzere 3 ayrı sınıfımızda işaret dili dersi vermekteyim. Geçen haftalarda öğrencilerimden gönüllü olan 6 kişilik bir grup işaret dilimizin önemi ve eğitimin bilinirliliği üzerine okulumuzda anket yaptılar, 200 kişi üzerinde yapılan bu ankette okulumuzda işitme engellilerin engelini kaldırmak içinbir projeye destek verir misiniz sorusuna %99,5’luk kısmın evet demesi beni çok mutlu etti. Sabancı Üniversitesi’nde işaret dili eğitimi verildiğinden haberiniz var mıydı sorusuna ise %95’lik bir kısım hayır cevabını verdi. Önümüzdeki dönemlerde eğitimlerimizin varlığı konusunda daha etkili duyurular yapıp, işaret dili üzerine çalışmalar yaparak ile bu dili herkesin öğrenmesinin işitme engelliler için hayati önem taşıdığı konusunda daha bilinçleneceğimize inanıyorum.

Neden özellikle üniversite öğrencilerinin işaret dili öğrenmesini anlamlı buluyorsunuz?
Öncelikle bir işitme engelli olarak işaret dili benim ana dilimdir. İşaret dili eğitimini büyük bir hevesle veriyorum öğrencilerimin işaretleri doğru şekilde yapmaya çalışırken harcadıkları çaba, bazı işaretler onlara komik geldiğinde gülümseyerek yanlarındaki arkadaşlarıyla birbirlerine bakarak tekrar tekrar yapışları beni çok mutlu ediyor. Ayrıca eğitimlerimiz sırasında işitme engelli olmak ve işaret dilimiz hakkında da kısa bilgiler vermeye çalışıyorum. Üniversite öğrencilerimiz eğitimlerinden sonra iş hayatına atılacaklar. Muhakkak çalıştıkları kurumda veya iş hayatına atılınca daha genişleyecek olan çevrelerinde işitme engelli bireylerle karşılaşıp bir araya gelecekler. Bir işitme engelliyi en çok mutlu eden nedir biliyor musunuz; bir banka, bir hastane vb. gibi kurumlarda görevli ile iletişim eksikliğinden sorun yaşarken, diğer çalışan veya müşterilerden birinin gelip “Ben işaret dili biliyorum, sana nasıl yardımcı olabilirim.” demesidir.

Son olarak İşaret dili eğitimlerimizin üniversitemizde verilmesi sırasında gösterdikleri özveri ve destekleri için tüm CIP Ofisi çalışanlarına en derin sevgi, saygı ve teşekkürlerimi sunuyorum.